|
SON DAKİKA
14 KASIM DİYABET GÜNÜDiyabetes Mellitus (Şeker Hastalığı) kan şekeri yüksekliği ile giden bir hastalık olup görme kaybı, ayak kesilmesi, böbrek yetmezliği, koroner kalp hastalığı ve inme gibi önemli komplikasyonları olan bir hastalıktır
. Dünya’da ve Türkiye’de obezite (şişmanlık) sıklığının artmasına bağlı olarak diyabet sıklığı da doğru orantılı olarak artmaktadır. Özellikle çocukluk döneminde obezite sıklığının artması bu artışta önemli yer tutmaktadır. Oyun alanlarının azalması, bilgisayar ve televizyona olan yoğun bağımlılık, şeker ve yağ içeriği oldukça fazla fastfood tarzı beslenme çocukluk dönemi obezitenin artmasında ve buna bağlı olarak diyabet sıklığında önemli artışa yol açmaktadır. 2000 yılında yapılan tahminlerde 2025 yılında dünyada 300 milyon diyabetli olması öngörülürken bu rakama şimdiden ulaşılmıştır. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü ilk defa bulaşıcı bir hastalık olmayan diyabetle savaş kararı almıştır. Türkiye’de ise diyabet sıklığı diğer ülkelerden daha yüksek oranda artmaktadır. 2000 yılında yapılan TURDEP çalışmasında şeker hastalığı görülme sıklığı 20 yaş üstü kişilerde % 7.4 iken, 2010 yılında yapılan TURDEP çalışmasında ise sıklık %13.7 saptanmıştır. Bir başka deyişle diyabet görülme sıklığı yaklaşık 2 kat artmıştır. Şeker hastalığının genelde 30 yaşın altında görülen Tip 1 DM ve 40 yaşından sonra görülen Tip 2 DM olmak üzere 2 tipi vardır. Şeker hastalığının belirtileri arasında ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrara çıkma, gece idrara çıkma, ellerde ayaklarda yanma uyuşma, iştah artışına karşın kilo kaybı, yaraların geç iyileşmesi ve sık enfeksiyona yakalanmadır. Şeker hastalığı tanısı; - Açlık kan şekerinin en az iki ölçümde 126 mg/dl üzerinde olması, - Şeker yükleme testinin 2. saatindeki kan şekerinin 200 mg/dl ve üzerinde olması - Aç ya da tok karna gün içinde bakılan kan şekerinin en az iki değişik günde 200 mg/dl ve üzerinde olması ile konulur. Şeker hastalarında gözler, böbrekler, küçük, büyük damarlar ve sinirler etkilenir. Gelişmiş ülkelerde körlüğün, böbrek yetmezliğinin ve ayak kesilmelerin en önemli nedenidir. Şeker hastalarında hem kadınlarda hem erkekler de iskemik kalp hastalıkları ve felç daha sık görülür. Tip 1 DM’ un tedavisinde insülin tedavisi tedavinin temelini oluşturur. Tip 2 DM’da ise tıbbi beslenme tedavisi, egzersizden oluşan yaşam tarzı değişikliğiyle beraber ağızdan alınan kan şekerini düşüren ilaçlar ve insülin tedavi seçeneklerini oluşturur. Şeker hastalığının tedavisinin amacı kan şekerini normale yakın tutarak komplikasyonların gelişmesini önlemektir. Komplikasyonların önlenmesinde kan şekerinin kontrol altına alınmasının yanı sıra kan basıncı ve kan yağlarını da kontrol altında olması önemlidir. Şeker hastalığının kontrol altında olup olmadığı HbA1c düzeyine göre değerlendirilir. HbA1c değeri son 3 aylık kan şekeri düzeyi hakkında bilgi verir. HbA1c düzeyi %6.5’uğun altında olmalıdır. Şeker hastalığı ne kadar erken dönemde kontrol altına alınırsa komplikasyonlarının görülme sıklığı yüzde 60 oranında azalır. Aynı şekilde komplikasyonlar erken dönemde yakalanmışsa son evreye erişmeleri de aynı oranda azalır. Bu nedenle şeker hastalığında erken ve etkin tedavi önemlidir. Şeker hastalığının tedavisinde karşılaşılan en önemli sorun hastaların hastalıkları hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmamalarıdır. Hastaların yaşam tarzlarını değiştirmemeleri, ilaçlarını düzenli olarak kullanmamaları ve insülin tedavisine direnç göstermeleri hastalığın tedavisinin önündeki en önemli engellerdir. Bu nedenle diyabetik hasta eğitimi hastalığın tedavisinde önemli rol oynar. Şeker hastalığının tedavisi bir ekip işidir. Bu ekipte tıbbi beslenme uzamanı, diyabet eğitim hemşiresi ve diyabetle uğraşan bir hekim yer almalıdır. Unutulmamalıdır ki diyabet eğer erken dönemde ve etkin olarak tedavi edilirse diyabetli bir hastanın günlük ve sosyal yaşamı olumsuz olarak etkilenmemektedir. Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
İLGİLİ HABERLER
|
|